Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı Fatih Acar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Uyumu İçin Emeklilik Yaş Sınırının 65'e Çıkartılması Gerektiğini Belirtti.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı Fatih Acar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyumu için emeklilik yaş sınırının 65'e çıkartılması gerektiğini belirterek, tedbir alınmadığı takdirde sosyal güvenlik açığının sürdürülemez hale geleceğini söyledi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda (BTSO) iş adamlarına Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası hakkında bilgi veren Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı Acar, konunun sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'de bugün itibariyle 15 milyon aktif sigortalının olduğunu dile getiren Acar, çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişilerle beraber sosyal güvenlik şemsiyesinin 60 milyon kişiyi kapsadığını anlattı. SSK'ya bağlı çalışanların 9.1 milyon, Bağ-Kur'a bağlı çalışanların 3.4 milyon, Emekli Sandığı'na bağlı çalışanların da 2.4 milyon olduğunu açıklayan Acar, 14 milyon 980 bin aktif sigortalının bulunduğunu, 7 milyon 596 bin de emeklinin bulunduğu ifade etti.

Sosyal güvenliğin en önemli göstergesinin mali yapı olduğuna değinen Acar, "2007 yılı rakamları itibariyle sosyal güvenlik konusunda gelirlerimizin 56.8 milyar YTL, giderlerimizin 81.9 milyar YTL olduğunu görüyoruz. Sosyal güvenlik açığı tedbir alınmazsa bundan sonra sürdürülemez olacaktır. Prim gelirlerimiz 44 milyar YTL iken, emekli aylıklarımız 52 milyar YTL'dir. Yani prim gelirimiz emekli aylıklarını karşılayamıyor. Türkiye şu anda genç nüfusa sahip. Fakat bundan 40 yıl sonra nüfusumuzun yaşlanacağı açık bir şekilde görülüyor. Türkiye'deki sıkıntılardan birisi de aktif pasif oranıdır. Sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için 4 aktif çalışanın 1 pasif çalışana bakma gibi bir yükümlülüğü olması gerekir. Türkiye'de ise 1.99 aktif çalışan 1 pasif çalışana bakmakla yükümlü. Bunu uzun vadede sürdürmek mümkün değil. Türkiye'nin 20-59 yaş arasındaki genç nüfusunun, 60 yaş üzerindeki nüfusa oranı 6.2'dir. Yani aktif pasif oranını 1'e 6 dahi yapabiliriz. Bu potansiyel var. Fakat bunun birçoğu kayıt dışından kaynaklanmaktadır. Önümüzdeki süreçte bu sorunu mutlaka çözmemiz gerekiyor" dedi.

Sosyal güvenlik açığının 1995 yılında GSMH'nin yüzde birini oluştururken, geçen 12 yıllık süreçte sosyal güvenlik açığının GSMH'nin yüzde 5'ine kadar geldiğine dikkat çeken Acar, "Şayet tedbir, önlem almazsak bu oran çok daha da artabilir. Uzun vadede bu açığı sürdürmemiz mümkün değil. Dünya ülkelerinde aylık bağlama oranı yüzde 2 iken, Türkiye'de bu oran neredeyse yüzde 2.8 seviyesindedir. Yapacağımız bu reformla oranı yüzde 2'ye indireceğiz. İngiltere'de emekli aylıklarının ortalama ücrete oranı yüzde 41, Almanya'da yüzde 51 iken Türkiye'de yüzde 104'tür. Bu da sosyal güvenlik sistemimizin artık sürdürülemez olduğunu gösteriyor. Türkiye'de SSK'lıların yüzde 62'si asgari ücret üzerinden beyan ediliyor. Çalışırken 480 YTL alan biri, emekli olunca 560 YTL aylık alabilmektedir" diye konuştu.

Emeklilik yaşı konusuna da temas eden Acar, Avrupa'nın birçok ülkesinde emeklilik yaşının 65 olduğunu, Avrupa Birliği'ne girmemiz için yaş konusunda da 65 sınırını getirmek zorunda olduklarını söyledi. Avrupa'da ortalama ömür beklentisinin 80 olduğunu anlatan Acar, "Türkiye şu anda bunun çok altında. Ama 2040 yılı için yapılan projeksiyonlarda Türkiye'deki ortalama ömrün 80 olacağı görülmektedir. Biz de 2036 yılından sonra emekli olacaklar için kademeli olarak 2046 yılına kadar yaşı 65 yapıyoruz. Şu anda sistemde olan ve yasanın yayınlandığı tarihten önce sigortalı olan bir kişi için şu an 4447 sayılı yasaya göre 58 ve 60 geçerlidir. Yasa yayınlandıktan sonra her gün 100 gün artırılmak suretiyle ilk defa 2027 yılında 9 bin gün prime ulaşılacaktır. Bu reformu yaptıktan sonra sosyal güvenlik açıkları azalacak. 2054 yılında yüzde birlerin altına inecek. Bu yapılan düzenlemeler 50-60 yıllık bir projeksiyonun sonucudur. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İptal edildiği için şu anda TBMM'de çalışmalar tamamlanıyor. 3-4 aylık süre içinde yoğun çalışmalar yaparak ve Anayasa Mahkemesi'nin kararları dikkate alınarak yeniden düzenledik ve karşımıza 5510 sayılı kanun çıkmış oldu. Bu arada prim borcu olan işverenler devletten herhangi bir teşvik alamayacak" şeklinde konuştu.

Sponsor Reklamları


Sitemap - astroloji - itiraf - firma ekle - barbie oyun - antrenman bilimi - firma tanıtım - sağlık - inndir - yemek tarifi - sohbet

hosting